Reklam Verin
Hoş Geldiniz!

Bugün : 24 Kasım 2017 Cuma

KIYAMET Sahnesi
MELEKLERDE ÖLÜR
GERÇEK HÜSRAN NEDİR.
HİLAL nerede gören varmı ?
ŞEFAAT
İbadet nedir ? video
Sünnet'in önemi video
İman 2 video
Miraç kandili video
Rağaip kandili video
İman 1 video

ELEŞTİRİLER'E CEVAPLAR
Anasayfa
ALTIN YÜZÜK takmak erkekler'e haram mı?
ASR SURESİ
ALLAH VARDIR
ABDEST'SİZ KURAN
ADAM ÖLDÜRMEK
ALLAH’IN VELILERI
ANNE BABA HAKKI
BELALARA KARŞI SAVUNMA DUASI
BİRLİK OLMAK
CAHIL HOCALAR
CİNSEL SORULARA CEVAPLAR
CEMAATLAR VE TARIKATLAR
CEHENNEM
CUMA NAMAZI
CIHAD ..(SAVAS)
CEHALET
CENNET
CIMRILIK VE ISRAF
CEHENNEM'LIK KULLAR
DÖRT MEZHEP DIŞINDAKİ MEZHEPLER BAATIL MI?
DIN'DE ZORLAMA VAR MI?
DÜNYA nimetleri
Dua ve Tevekkül'de hatalı davranışlar
DUA VE TEVEKKÜL
Ey inananlar
ECEL VE ÖLÜM
EN BÜYÜK GÜNAH : ŞİRK
FATİHA SURESİ
GUSÜL
Felak suresinin hikmeti
HADİSLER'E BAKIŞ AÇIMIZ
HİLAL'İ GÖRMEK
H.Z. MUHAMMED
İMTİHAN
İBA’DET
IHLAS ve NIYET
IÇKI VE KUMAR
İYİ NİYETLE HARAM İŞLENEBİLİR Mİ?
IMAN VE GAIP
KAZA NAMAZI
KAZA VE KADER
KABIR AZABI VAR MI?
KURAN OKUMAK
KURAN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ
KURAN’I NE İÇİN OKUMALIYIZ
KULLUK NASIL OLUR?
KURBAN
KURAN AHLAKI
KIYAMET VAKTI
MAHŞERDE SORGULAMA
MAGAZIN HOCALARI
MÜRTED (Dinden çıkmak)
Mürted olmayı gerektiren haller
MUNAFIK’IN VASIFLARI
MÜTEVATÜR HADİS VAR MI?
MÜNAFIKLAR
Müslümana Kafir demek
Müslüman'a Kafir demek
MEZHEPLER ÜZERINDEN SIYASET
Misyonumuz nedir?
MÜSLÜMAN KIMDIR
MIZAN MAHSER
MÜZİK DİNLEMEK HARAM MI?
NASIL BİR ALLAH’A İNANIYORSUNUZ
NAMAZ VE VAKITLERI
NAMAZLARI BİRLEŞTİRMEK
NAMAZ’SIZ MÜSLÜMAN
ORUÇLA İLGİLİ GÜNCEL MESELELER
ORUÇ
ÖLÜLERE KURAN OKUMAK
RESULLER'İN GÖREVİ nedir?
RIZIK
SABIR ve MÜCADELE
SADAKA VERMEK
SADAKA'nın kısımları ve mahiyeti
SELEFİLİK
sizin İLAH’ınız hangisi
SÜNNET-HADİS AYNI MI?
ŞEFAAT
ŞİRK
Sosyal adaleti sağlamak
ŞEYTAN
ŞEHİD olmanın Şartları
TAKVA
TÜRKÇE NAMAZ
TEVBE ve MAGFIRET
TEKFİR ETMEK
YARATILIS GAYEMIZ
ZEKAT’IN MIKTARI
ZEKAT
ZIKIR -TESBIH
ZINA VE FUHUS
Chat Edelim

ADALET İSTİYORMUYUZ ?
ALLAH DOSTLARI
ALLAH’TAN GELEN CENNET VİZESİ
BERAAT GECESİ
BÖLÜCÜLÜK
DUA VE TEVEKKÜL
DİNDE MAHALLE BASKISI VARMI?
EN BÜYÜK GÜNAH
HÜSRAN
HİCRET
HASED-KİN
HANGİ HOCAYA İNANALIM?
KENDİNİ BİLMEK
KURBAN
KURAN'LA TANIŞMAK
KULLUK İTİRAFI
KARDEŞLİK
KURAN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ
MİRAÇ 'ın dünya merhalesi(ısra)
MUHARREM AYI VE ÖNEMİ
MİRAÇ’IN SEMA MERHALESİ
ÖLÜMSÜZLÜK MÜMKÜN MÜ ?
ORUÇ'UN MAHİYETİ
OY VERMEK
RAMAZAN AYININ FAZİLETİ
SEÇİMLERDE OY KULLANMAK
TÜRBAN
TERÖR
TEVBE VE MAĞFİRET
ÜÇ AYLAR
YARATILIŞ GAYEMİZ
ZEKAT ZAMANI

OY KULLANMAK
İŞİD GERÇEĞİ
ARAŞTIRMA
CİN ÇARPMASI
ÜMMÜ GÜLSÜM
ADAYLARA NASİHAT
Hak için verilen herşey halk içindir.
BELALARA KARŞI SAVUNMA DUASI
MÜSLÜMAN’MIYIZ ?
ANA BABA HAKKI
ASGERİ ÜCRET
RABBİM ALLAH'dır.
Sizin İLAHınız hangisi
DEHŞET GÜNÜ
Günah sildirme ayları
REGAİB kandili
ENBÜYÜK ONUR MADALYASI
BERAAT GECESİ
MİRAÇ 'ın dünya merhalesi
ÖZGEÇMİŞİM
MİSYONUMUZ




Defteri Yaz
Defteri Oku

 

OY VERİN TARAFINIZI SEÇİN

Muhterem kardeşlerim,Ali umuç kardeşimiz:oy vermenin şirk olduğunu belirten bir video yayınlamıştır.
Bir ilim ve vicdan sahibi olarak buna cevap verme gereği duydum ve veriyorum.
Şimdi soruyorum soru 1-Oy veren kardeşlerimiz dinsizliği veya laik rejimi korumak-kabullenmek veya ona inanmak için mi oy veriyorlar?
Elbette hayır.
Eğer böyle düşünerek oy veren varsa o zaman durum tevhidi bozan küfür konumuna dönüşür.
Soru 2 - Oy vermeyi sadece mevcut bulunan partilerden birisini, Müslümanların maslahatlarını korusun diye seçmek küfür olabilir mi?
Elbette hayır.
Çünkü burada yapılan oylama olayı hak batıl-İslam veya demokrasi seçimi meselesi değil ülkemizin ve ümmetin çıkarına ve menfatine tercih yapma meselesidir.
Yani burada niyet ve kanaat temamı ile ümmetin çıkarı ve islamın korunması olarak düşünülmektedir.
Aksi halde puthaneye giderek putları kırmaya çalışan Hz.İbrahimi,putlara tapmaya giden babası azar’la karıştırmaya benzer.
Zira İbrahim(as)in babası puthaneye giderken putlara tapmak ve onları muhafaza etmek niyeti ile gidiyordu.
İbrahim ise putları kırmak niyeti ile gidiyordu.Şimdi akıl sahiplerine soruyorum , İbrahim(as)ile babası aynı puthaneye gidiyorlardı acaba ikiside müşrik miydi?
Elbette hayır.
İbrahim as. o meclise putları kırmaya giden mücahit bir Müslümandır.Babası ise putlar için yaşayan ve mücadele eden bir müşriktir. Nasıl olurda ikisini bir tutarsınız?
Meclise giden iki insan var,biri küfrü savunmak biri onun karşısında dürmak için ikisi bir olur mu?
Ziira Yüce yaratıcımız bizlere hitaben(içinizden bir parti-gurup-oluşturun ki; onlar iyiliyi emretsin kötülükten alıkoysun ki insanlar kurtuluşa erişsin.)diye buyurmaktadır.
Bugün bizlerde bu misyonu yerine getirmek için bir parti kurabiliriz-görev alabiliriz veya başka bir partiyi destekleyebiliriz.
Tıpkı Yusuf as. gibi, bu anlaktıklarıma ışık tutması açısından-yusuf 55-aliimran 104-nisa 85.ayetlerin tefsirlerine bakılabilir.
Sonuç olarak diyebilirim ki; bir Müslüman, ümmetin güçlenmesi için çalışabilecek bir parti bulursa onu destekleyebilir
Buna işaret eden bir ayette”…. Saygılı olmak karşılıklıdır.
Öyleyse kim size saldırırsa onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. (2/194)
Bu ayetten anlaşılan,mücadele çeşitleri her dönemde farklılık arz etmektedir.
Bazen İslam düşmanı bir kavim bazen bir ülke bazen bir parti olabilmektedir.
Sonuç olarak deriz ki; bunlarla yapılacak her türlü siyasi mucadelenin adı cihattır,KÜFÜR DEĞİL. Cihad ise , yeryüzünde zulüm ve haksızlık yapıp, insanları kendisine kulluğa çağıran zalimler olduğu sürece,kıyamete kadar devam edecek bir ibadettir.
Bu zalimler,bazen bir nemrud,bazen emperyalist bir devlet ve bazende bir idolojinin kulları ve partileri olabilirler. İşte bunların hepsi zalimlerdir.
Ve bunlara karşı yapılacak hertürlü mucadele ve gayret,cihad ibadeti kapsamına girmektedir.
ALLAH'a emanet olunuz,herkesin dönüşü Allah'a dır.O hesap görücü olarak yeter.

Bu konuda biraz daha geniş açıklama istiyorsanız aşağıdaki(Mürşid Cevahir) hocamızın yazısını okuyabilirsiniz.
********************************************************************************************************************************
Muhterem kardeşlerim,oy vermenin şirk ve küfür olduğunu, tagutu inkar etme ilkesi ile çeliştiğini beyan eden, birden fazla kitap okudum,
birden fazla video seyrettim.Bir ilim ve vicdan sahibi olarak buna cevap verme gereği duydum .
Kardeşlerim; Müslümanların İslami olmayan ve batı referanslı kanunların zorlaması altında olduğunda şüphe yoktur.
Bizler her şeyden önce bir Müslümanı tekfir etme şartlarını ve onu tekfir etmeye engel olan durumları bilmek zorundayız.
Oy veren kardeşlerimiz dinsizliği veya laik rejimi korumak-kabullenmek veya ona inanmak ve onaylamak için mi oy veriyorlar, Yani bir rejim veya bir din oylaması mı var.?
( Ki bazı kardeşlerimiz demokrasi bir dindir dediği için böyle düşünüyor.) Elbette hayır. Eğer böyle düşünerek oy veren varsa, böyle birisi oy vermesine gerek kalmadan zaten tevhidi bozan küfür konumuna düşmüş olur. Bunda şüphe yoktur.
Kardeşlerim Oy vermek; Müslüman kardeşlerimizi ve partilerden birisini, hem İslamı hem de Müslümanların maslahatlarını ve menfaatlerini korusun ve gözetsin diye seçmektir.
Beni; İslam şeriatına muhalif olmayacak şekilde yönet diye vekâlet vermektir. Tıpkı İslamda halife seçimlerinde olduğu gibi.
Gerek halife seçiminde verilen vekalet gerekse bir yönetici bir idareci seçilirken verilen vekâlet mutlak bir vekâlet değildir.Mukayyet bir Vekalettir. yani sınırlı bir vekalettir.
Biz vekalet verirken sadece bizi idare etme, bizi yönetme Vekaleti vermiş oluyoruz.
Tıpkı Hazreti Ömerin Halife iken muhacir ve Ensar dan bir gurup temsilciye bir devlet meselesi için İstişare esnasında söylediği sizin adınıza taşımakta olduğum bu emanet te bana yardımcı olunuz demesin de olduğu gibi bu bir siyasi (mukayyet) vekalet meselesidir.
Peki bize sen yasa koyanları seçiyorsun veya yasa koyacaklara vekaletini veriyorsun, dolayısı ile senin bu fiilin senin bu seçimin, Tağutu reddetme ilkesi ile çelişiyor.
Tağutu Reddetmeyenin imanı yoktur.(Bakara: 256) Buda kişinin küfre düşmesi için yeterlidir.
İslamda Allahtan başka kimse yasa koyamaz.Hakimiyet kayıtsız şartsız Allahındır (Yusuf:40)
İSLAMİYET'TE Müslümanların seçtiği HALİFE veya HARP EMİRİ bile olsa yasa koyamaz, sadece halka Allahın koymuş olduğu yasaları uygular. Yani İslamdaki seçim YASAMANIN seçimi değil YÜRÜTMENİN seçimidir dese?
biz ona deriz ki kardeşim sen yanlış düşünüyorsun İslamda da halife yasa koyabilir bu yasak değildir. sadece yasak olan Allah ve Resulünün emrine aykırı olan yasa koyma yetkisine sahip değildir. Müslümanın inancında Hakimiyet kayıtsız ve şartsız Allahındır.
Müslüman bu inançla meclise gider. Ama Rabbimiz yönetim manasında (yani beşeri ve mukayyet olan hakimiyeti millete vermiştir.
Çünkü Müslümanların Çoğunluğunun görüşünü (oyunu ve reyini( yani beyatını ) almadan seçilen halife bile meşru halife sayılmıyor. Dolayısı ile biz halife seçerken mukayyet manada yasa koyanı da seçmiş oluyoruz Ve bu bizim için küfür olmuyor şirk olmuyor, aksine bir gereklilik bir vatandaşlık görevi ve bir müminin idarecisine karşı olan görevlerinden birini yapmış oluyoruz.
Bize zülüm edenler bu meclisin gücüne ve çoğunluğuna dayanarak zülüm ettiler ve yasa çıkardılar.
Biz de bu meclisin gücünü ve çoğunluğunu elde ederek, yönetime seçildikten sonra, Müslümanların maslahatını gözeterek yasa çıkarsınlar veya değiştirsinler, veya
faydasız olanları da kaldırsınlar diye sadece mukayyet bir vekâlet veriyoruz. Çünki müminlere zalim de olsa idarecilerini seçmeden bir gün bile geçirmeleri caiz olmuyor. Gerçi, biz zahiren ve şeklen her ikisinide (Kanun koyanı da kanunu uygulayanıda) birlikte seçiyoruz.
(gerçi bu referandumdan sonra YASAMA yı (yani yasa koyucuları) ayrı, YÜRÜTME yi (yani konmuş olan yasaya göre yöneticiyi) ayrı seçeceğiz. Bizim TBMM ye Seçtiğimiz Müslüman tek yasa koyma vasfı ile gitmiyor ki Allahu talanın Kanun koyma vasfını gasp etmiş olsun veya Tağutu inkar ilkesiyle çelişmiş olsun. Bizim seçtiğimiz Müslüman en az dört vasıf ile gidiyor Meclise. Bir, yasa koymak. iki, konan yasayı uygulamak . üç, konan Yasayı değiştirmek. dört, konan Yasayı kaldırmak... vs Bizim sadece millet vekili dememiz bile seçilen Müslümanın kanun koyucu vasfını gölgeliyor ve örtüyor.
Dolayısıyla Buradaki seçim sadece kanun koyucu vasfı ile 550 iLAH Veya 550 TAĞUT seçmek anlamına kesinlikle gelmez. Velevki tek kanun koyucu vasfı ile seçsek bile bu bizim Allah ile kulu eşit tuttuğumuz anlamına yine gelmez. çünkü Allah mutlak kanun koyucudur.Kul ise mukayyet kanun koyucudur. Allahta bu sıfat Kemaldir kulda bu sıfat nakıstır, yani eksiktir. Ayrıca kul Müslüman olması hesabı ile Allahın izin verdiği alanda(yani nas olmayan konularda) kanun yapabilir.
Bu meseleyi, İsimlerinin aynı olmasından yola çıkarak eşit görme anlayışı, kesinlikle ehli-sünnet ülemasının anlayışı değildir. Ehli sünnette bir kaide vardır isimlerin aynı olması hakikatlerinin de aynı olmasını gerektirmez Örnek;Tin Suresi sekizinci ayette; Allaha da kanun koyucu deniyor, Kulada kanun koyucu deniyor O Kanun koyucuların en iyi kanun koyanı değil mi (Tin:8) Şimdi biz Allaha kanun koyucu diyoruz, Allahın yarattığı Kulada kanun koyucu diyoruz diye Allah ile kulu aynı mı görüyoruz haşa.Ayrıca Allaha da âlim deniyor, Allahın yarattığı kula da âlim deniyor. Şimdi Allaha da kula da âlim deniyor diye Allahın ilmi ile kulun ilmi aynı mıdır ? haşa. Yine Başka bir örnek; Allah ve Resulü de haram kılıyor(yani kanun koyucu) Müctehit bir âlim de haram kılıyor(yani kanun koyucu) Şimdi Allahta haram kılıyor, kul da haram kılıyor(diye eşit mi olacaklar, Allahın vasfını gasp etmiş mi olacaklar haşa. Bir ayette Allah rızkı verenlerin en hayırlısı diyor...vs
Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Dolayısı ile Buradaki seçim ülkemizin ve ümmetin çıkarına ve menfaatine, seni idare edecek olanlara mevcut kanunlar çerçevesinde mukayyet bir Vekalet verme meselesidir. Örneğin; kurban kesemiyoruz da kurbanımızı kesmesi için Müslüman birisine vekâlet veriyoruz. Kendisine vekalet vermiş olduğumuz Vekil, kurban kesme esnasında ne kadar Haram bir fiil işlerse veya küfür bir şey yaparsa onun sorumluluğu kendisine aittir.
Biz ona kurban kesme vekaleti verdik. Keserken alkol alma küfür etme Allahın emirlerine karşı gelme vekaleti vermedik ki. Veya babamızın yerine hac yapsın diye bir Müslümana vekalet vermek gibidir. Kendisine vekalet vermiş olduğumuz Vekil hacca gider hac yapar. Bununla beraber hac yapma esnasında cezayı gerektirecek bir fiil işlerse onun cezasını kendisi öder.
Biz ona babamızın yerine hac yapsın diye vekalet verdik, gitsin de orada günah işlesin, küfür etsin, Allahın emirlerine karşı gelsin diye vekalet vermedik. Tıpkı bunun gibi seçmiş olduğumuz vekile gitsin de mecliste küfür kanunları çıkarsın, küfür kanunlarına el kaldırsın,Allaha küfür edenlerin yanında otursun, küfür kanunlarıyla bizi yönetsin diye vekalet vermiyoruz. Arkadaşlar; bu gibi meselelerden şirk ve küfür çıkaran kardeşlerimiz; Bidat mezheplerinden HARİCİLER İLE aynı yolu tutmuş ve aynı Akideyi paylaşmış demektir.
Bununda ehli-sünnet akidesi olmadığı açıktır. HARİCİLERİN en büyük özellikleri, nasların zahirine tutunarak büyük günah işleyenleri kafir saymalarıdır. Bunlar Sıffin savaşından sonra Muaviye ve Ali (r.a) ya Tahkim(beşeri hakem kabul etmek, beşeri hakem seçmek) meselesinden dolayı karşı çıkanlardır. Bunlara göre; Hüküm allahındır.
Allahın hükmü, Halifeye haksız yere karşı çıkan asiler (Bağiler yani Muaviye ve taraftarları) ile savaşmak iken, (Hucurat:9 ayetin gereği) Savaşı bırakmak ve meseleyi hakemlere havale etmek ve Allahın hükmünü, beşerin hükmüne ve hakemliğine terketmek suretiyle(tahkim) Muaviye ve Ali (r.a) kafir saymışlardır. HÜKÜM ALLAHINDIR(Yusuf 40) ayetini delil getirerek,Maviye ve Ali (r.a) yı tekfir ettiler.
Ali (r.a) ise bunlara cevap olarak ( Kelimetu hakkin yurâdu bihel bâtilu) kendisi ile Batılın murât edildiği hak bir sözdür buyurdu. Yani hüküm allahındır sözü hak bir sözdür. Çünkü âyettir ve doğrdur. Fakat kıyas, yorum ve tefsir yanlıştır ve batıldır. Çünkü ihtilaflı durumlarda hakeme ve hakime baş vurmak Kuranın emridir, Kurana ters değildir. Kuranda; geçinemeyen karı kocanın yakınlarının,meselelerini çözmek için birer hakem tayin etmelerini (Tahkim) yine Kuran söylüyor. (Bak: Nisa:35) dolayısı ile Ali (r.a) Kendisinin Kurana uyarak hareket ettiğini söylüyor asıl günaha girenlerin ise yanlış kıyas ve tefsir yapmak sureti ile kendileri olduğunu açıklıyor. Buradan da anlıyoruzki yersiz tekfir olayı yeni bir durum değildir.
Ancak bu tekfir hadisesi ehli sünnetin görüşü de değildir. Haricilerin görüşüdür uzak durmamız gerekir. Özellikle selefi oldoğunu, ehli sünnetin hası olduğunu söyleyen kardeşlerimizin bundan yani bu tekfir meselesinden uzak durması gerekir.
Çünkü ehli sünnet mezhebi ile harici mezhebi arasında böyle hassas bir çizgi var. Ehli sünneti yaşayalım derken ehli bidat mezhebine geçmeyelim. Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmayalım. Kaş yapalım derken göz çıkarmayalım.
Kardeşlerim; Bu kardeşlerimiz şu konularda da yine aynı hataya düşüyorlar maalesef
1-Allahın hükmü ile hükmetmeyenlerin durumu hakkında
2-Tağuta İtaat etme küfrü hakkında
3-kâfirleri Ve ehli kitabı Yahudi ve Hiristiyanları dost etme hakkında
4-vela ve bera hakkında(İnananlara yakın inanmayanlara uzak kalmak) Arkadaşlar Müslümanın ıslah etmek amacı ile parlamentoya girmelerini caiz ve gerekli gören Ehli-sünnet in Selef ve halefinin akidesine sahip olan Bir çok İslam âlimi var. Hatta asrımız alimlerinin kahir ekseriyeti yani cumhuru Parlementoya milletvekili seçmenin ve müslümanların Maslahatına referandumda bir tercih yapmanın, caiz ve gerekli olduğunda ittifak etmişlerdir. Bazıları da kitap yazmıştır. Kuvytli alim abdurrahman bin Abdulhalık konuyla alakalı Meşruiyetud Duhul ilel Mecâlisit Teşriiyye (yasama meclisine girişin meşruluğu) adlı bir kitap yazmıştır. Bir çok ilimle uğraşan hocalarımız maalesef bilerek veya bilmiyerek HARİCİLERİN günümüzde temsilcileri durumuna düşmüşlerdir.
Yüce Rabbim kendilerine basiret ve feraset versin. Eğer Ehlisünnet akidesine biz ters düşüyorsak Allah bize basiret ve feraset nasip eylesin.


Tarih : 18 Nisan 2017 Salı
Hit : 4989

Powered Es Bilişim & Yazılım © Abdul Metin Hoca