Reklam Verin
Hoş Geldiniz!

Bugün : 15 Aralık 2019 Pazar

KIYAMET Sahnesi
MELEKLERDE ÖLÜR
GERÇEK HÜSRAN NEDİR.
HİLAL nerede gören varmı ?
ŞEFAAT
İbadet nedir ? video
Sünnet'in önemi video
İman 2 video
Miraç kandili video
Rağaip kandili video
İman 1 video

ELEŞTİRİLER'E CEVAPLAR
Anasayfa
ALTIN YÜZÜK takmak erkekler'e haram mı?
ASR SURESİ
ALLAH VARDIR
ABDEST'SİZ KURAN
ADAM ÖLDÜRMEK
ALLAH’IN VELILERI
ANNE BABA HAKKI
BİRLİK OLMAK
BELALARA KARŞI SAVUNMA DUASI
CAHIL HOCALAR
CEMAATLAR VE TARIKATLAR
CEHENNEM
CUMA NAMAZI
CIHAD ..(SAVAS)
CEHALET
CENNET
CIMRILIK VE ISRAF
CEHENNEM'LIK KULLAR
DÖRT MEZHEP DIŞINDAKİ MEZHEPLER BAATIL MI?
DIN'DE ZORLAMA VAR MI?
DÜNYA nimetleri
DUA VE TEVEKKÜL
Dua ve Tevekkül'de hatalı davranışlar
Ey inananlar
ECEL VE ÖLÜM
EN BÜYÜK GÜNAH : ŞİRK
FATİHA SURESİ
Felak suresinin hikmeti
GUSÜL
HADİSLER'E BAKIŞ AÇIMIZ
HİLAL'İ GÖRMEK
H.Z. MUHAMMED
IHLAS ve NIYET
İMTİHAN
İBA’DET
IÇKI VE KUMAR
İYİ NİYETLE HARAM İŞLENEBİLİR Mİ?
IMAN VE GAIP
KAZA NAMAZI
KAZA VE KADER
KABIR AZABI VAR MI?
KURAN’I NE İÇİN OKUMALIYIZ
KURAN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ
KURAN OKUMAK
KURAN AHLAKI
KURBAN
KULLUK NASIL OLUR?
KIYAMET VAKTI
MAHŞERDE SORGULAMA
MAGAZIN HOCALARI
Mürted olmayı gerektiren haller
MÜTEVATÜR HADİS VAR MI?
MUNAFIK’IN VASIFLARI
MÜNAFIKLAR
MÜRTED (Dinden çıkmak)
Müslümana Kafir demek
MEZHEPLER ÜZERINDEN SIYASET
Müslüman'a Kafir demek
Misyonumuz nedir?
MÜSLÜMAN KIMDIR
MIZAN MAHSER
MÜZİK DİNLEMEK HARAM MI?
NAMAZ VE VAKITLERI
NASIL BİR ALLAH’A İNANIYORSUNUZ
NAMAZ’SIZ MÜSLÜMAN
NAMAZLARI BİRLEŞTİRMEK
ORUÇLA İLGİLİ GÜNCEL MESELELER
ORUÇ
ÖLÜLERE KURAN OKUMAK
RESULLER'İN GÖREVİ nedir?
RIZIK
SABIR ve MÜCADELE
SADAKA VERMEK
SADAKA'nın kısımları ve mahiyeti
SELEFİLİK
SÜNNET-HADİS AYNI MI?
sizin İLAH’ınız hangisi
ŞİRK
ŞEFAAT
ŞEYTAN
Sosyal adaleti sağlamak
ŞEHİD olmanın Şartları
TAKVA
TÜRKÇE NAMAZ
TEKFİR ETMEK
TEVBE ve MAGFIRET
YARATILIS GAYEMIZ
ZEKAT’IN MIKTARI
ZEKAT
ZIKIR -TESBIH
ZINA VE FUHUS
Chat Edelim

ADALET İSTİYORMUYUZ ?
ALLAH DOSTLARI
ALLAH’TAN GELEN CENNET VİZESİ
BERAAT GECESİ
BÖLÜCÜLÜK
DUA VE TEVEKKÜL
DİNDE MAHALLE BASKISI VARMI?
EN BÜYÜK GÜNAH
HÜSRAN
HİCRET
HASED-KİN
HANGİ HOCAYA İNANALIM?
KENDİNİ BİLMEK
KURBAN
KURAN'LA TANIŞMAK
KULLUK İTİRAFI
KARDEŞLİK
KURAN’A KARŞI GÖREVLERİMİZ
MİRAÇ 'ın dünya merhalesi(ısra)
MUHARREM AYI VE ÖNEMİ
MİRAÇ’IN SEMA MERHALESİ
ÖLÜMSÜZLÜK MÜMKÜN MÜ ?
ORUÇ'UN MAHİYETİ
OY VERMEK
RAMAZAN AYININ FAZİLETİ
SEÇİMLERDE OY KULLANMAK
TÜRBAN
TERÖR
TEVBE VE MAĞFİRET
ÜÇ AYLAR
YARATILIŞ GAYEMİZ
ZEKAT ZAMANI

OY KULLANMAK
İŞİD GERÇEĞİ
ARAŞTIRMA
CİN ÇARPMASI
ÜMMÜ GÜLSÜM
ADAYLARA NASİHAT
Hak için verilen herşey halk içindir.
BELALARA KARŞI SAVUNMA DUASI
MÜSLÜMAN’MIYIZ ?
ANA BABA HAKKI
ASGERİ ÜCRET
RABBİM ALLAH'dır.
Sizin İLAHınız hangisi
DEHŞET GÜNÜ
Günah sildirme ayları
REGAİB kandili
ENBÜYÜK ONUR MADALYASI
BERAAT GECESİ
MİRAÇ 'ın dünya merhalesi
ÖZGEÇMİŞİM
MİSYONUMUZ




Defteri Yaz
Defteri Oku

 

HADİSLER'E BAKIŞ AÇIMIZ

بسم الله الرحمن الرحيم ---- السلام عليكم ورحمة الله وبركاته
Muhterem kardeşlerim !! Benim yaptığım araştıma ve çalışmalar neticesinde ulaştığım sonuç ; Hadisler,itikadi konularda delil olamaz.
Ancak fıkhi konularda yardımcı yada tamamlayıcı olarak kullanılabilir.(1)
Hadislerin itikadi konularda neden delil olamayacağını hadis dalındaki araştırmaların sonuçlarından yola çıkarak ortaya koyan bir derleme sunacağız.
1. Hadis nedir: • Hadis peygamberimizin söylediği söylenen sözleridir.
Ona aitliği konusunda kesinlik yoktur,
yani zannidir.
İçinde peygamberin sözünün bulunma ihtimali vardır.
Hadislere ‘içinde Peygambere (a.s.) ait sözlerin bulunması ihtimali olan metinler.’ gözü ile bakılmalıdır.
2. Hadisler Zannidir: Sebepleri:
1. Hadisler Kur’an gibi Allah’ın koruması altında değildirler.
Bu da hadisleri, şeytanın, nefsin, İslam düşmanlarının, dikkatsizliklerin, yanılmaların, iyi niyetli uydurmaların ve benzeri şeylerin etkisine açık bırakmaktadır.
2. Hadisleri ve onları rivayet eden kişileri değerlendiren hadis âlimleri masum değildirler, hatadan uzak değildirler.
Bu alimlerin hiçbirine vahiy gelmiyor, yaptıkları yanlışlar vahiyle düzeltilmiyordu.
Dolayısıyla gösterdikleri çabalardan tam inanç elde edilemez.
İnsanlar, daha Peygamber hayattayken, onun bir sözü söyleyip söylemediği, söylemişse şöylece bir anlama gelip gelmediği hususunda ihtilafa düşmüşlerdir.
Alimlerin yanılgılarının değişik şekilleri olabilir: örn.: hadisleri nakleden ravileri yanlış değerlendirmiş olabilirler.
Güvenilir olmayan kişiler, -kusurları bilinmediğinden, tesbit edilemediğinden, saklı kaldığından- güvenilir kabul edilmiş olabilir,
alimler ravilere aldanmış olabilirler.
(Peygamberimiz de ‘siz beni aldatabilirsiniz’ diyordu), çünkü insanların iç hallerini bilmek çok zor,
ravi münafık olabilir (her şeyi bilen Allah’tır, peygamberimiz de kendi çevresindeki münafıkları bilmiyordu)
Bir hadis aliminin zayıf saymadığı bir raviyi veya hadisi, diğer bir hadis aliminin zayıf sayması daima ihtimal dahilindedir.
MUHADDİSLER, BUHARİ'nin
80 RAVİSİNİ ZAYIF GÖRMÜŞLERDİR.
Gerçekte bu sorun çok büyük bir sorundur.
İnsanların iç hallerini bilmek mümkün değildir. Açık hatalar görülür ama gizlide yapılanlar bilinmez.
Cerh ve tadil alimlerinin önde gelenlerinden olan Abdurrahman ibn Mehdiye göre güvenilir olan nice raviler vardır ki, Yahya b. Said el Kattan’a göre güvenilir değildirler.
Oysa ravi tenkidinin temel danışma odakları bu iki şahıstır.
Örnek: Hakkında çelişkili hüküm verilenlerin en bariz örneklerinden biri de İkrimedir.
Sahabe İbn Abbas’ın kölesi olan İkrime bazı hadis alimleri tarafından yalancılık ve Harici görüşler benimsemekle,
yöneticilerin ödüllerini kabul etmekle suçlanmış ve yalanından bir çok örnek anlatılmıştır.
Mesela Tabiinden(sahabe sonrası nesil) Said b. Müseyyeb kölesi Bürde: ‘İkrime’nin İbn Abbas’ın üstüne yalan atması gibi sen de benim üstüme yalanlar atma’ dediği anlatılır.
Bu zat İkrime’nin birçok hadisini yalanlamıştır.
Kasım da:’İkrime yalancıdır. Sabahleyin bir hadis söyler, akşamleyin onun tersini söyler.’ demiştir.
Bunların yanında İkrime’yi güvenilir, sağlam görenler de vardır. Taberi ona tam güvenmiş, tefsirini ve tarih kitabını onun aktardığı hadislerle doldurmuştur.
Ahmed b. Hanbel, Yahya b. Main gibi hadisçiler de İkrime’yi sağlam görmüşlerdir.
Bundan dolayı Buhari onun sağlamlık tarafını yeğliyerek ondan bir çok hadis rivayet etmiştir.
Müslim ise onun yalancılık tarafını daha kuvvetli bulmuş ve bir tek hadis dışında ondan hadis almamıştır.
Hac konusunda ondan aldığı hadisi de Said b. Cübeyr’den yaptığı rivayetle desteklemiştir.
Bu örneklerden olayın sübjektifliği, zanniliği ortaya çıkıyor. 3.
Hadisler'i rivayet eden kişiler(raviler) güvenilir de olsalar masum değildirler ve dolayısıyla yanılabilirler, hata yapabilirler, hadis'i yanlış anlayabilirler, maksadının dışında anlayabilirler, unutabilirler, eksik, yanlış veya fazlalıkla rivayet edebilirler.
4. Raviler iyi niyetle hadis uydurmuş olabilirler, ki tarihte böyle hadislerin de uydurulduğu tesbit edilmiştir.
İmam Müslim Cerh alimi Yahya b. Said el Kattan’ın şu ifadesini rivayet eder:’Salih kişileri hadiste olduğu kadar hiçbir şeyde yalancı görmedik.’
(Müslim, Sahih, (Mukaddime), C. I, S. 13)
Bu noktadan bakıldığında da hadisin gerçekten iyi niyetle uydurulmadığının garantisinin verilemeyeceği ortaya çıkıyor,
velev ki ravi bunu itiraf etsin.
5. Hadislerin söylendiği ortam, zaman ve zemin, muhatabın kimliği gibi şartlar da (sebebi vürud) önemlidir.
Hadis kaynaklarında genelde bu bilgiler bulunmuyor. Halbuki bağlamından kopartılan hiçbir söz yanlış anlaşılma riskinden muaf değildir.
Resul ‘karnınıza taş bağlayın’ demiştir.
İçinde bulunduğu şartları düşünmeden bunu yaparsanız anlamsız bir hareket olur.
6. Hadisler Peygamberimizin vefatından çok sonraları yazıya geçirilmiştir.
Bu zaman zarfında (150-200 sene boyunca) kulaktan kulağa ağızdan ağıza dolaşmışlardır.
Bu kadar süre geçince bir sözü tam eksiksiz nakletmek , değişikliğe uğramadan nakletmek her zaman mümkün olmayabilir.
7. Yine hadis alimlerinin ittifakla bildirdiklerine göre, hadislerin kelimeleri /lafızları Peygambere ait olmayıp, sadece Peygambere ait manaları hadis ravileri tarafından lafızlandırılmış şeklidir,
yani kendi kelimeleriyle,ifadeleriyle aktarmışlar.
Raviler o sözü, kendi anladıkları biçimde ve kendi sözleriyle anlatmışlardır.
İkinci duyan da aynı ölçü ile hareket ederse, Peygamberin sözünün 200 yıl sonrasına kadar ne derece tam onun söylediği biçimde gitmiş olur?
Bundan dolayı peygamberden nakledilen sözler arasına bilerek veya bilmeyerek pek çok başka sözler ve düşünceler karışmış olabilir.
Bu hiç bir hadisin tam olarak ve aslına uygun olarak gelmediği anlamına gelmez.
Söylenmek istenen nesilden nesile yapılan manaca sözlü aktarımlar hadislerin anlamlarını değişşik şekillere dönüştürebiliyor.
Bu da hadislerin zanni oluşuna delalet ediyor.
Onun için Süfyan Sevri: ‘ Eğer size anlattıklarımı kalıb olarak anlatsam, bir tek hadis bile anlatamam’ demiştir.
Kendi naklettiği hadislerin Mervan’ın emri ile yazıya aktarıldığını duyan sahabeden Zeyd b. Sabit: ‘Ne biliyorsunuz, belki size söylediğim şey, benim anlattığım gibi değildir.’ der ve kızar.
8. Yapılan hadis tanımının doğru olduğunu gösteren sahabeye kadar dayandırılan örnekler vardır:
 Ebu Amr eş Şeybani anlatıyor:’ İbn. Mesud’un yanında bir yıl kaldım.
Hadis rivayet ederken ‘Peygamber buyurdu’ demezdi. Eğer bu ifadeyi kullanırsa O’nu bir titreme alırdı
ve ‘Peygamber böyle veya bu mealde buyurdu’ derdi.
Bu rivayetten İ. Mesudun hadis rivayeti konusunda ne kadar titiz ve dikkatli olduğu ortaya çıkıyor.
İ. Mesud’un sahabe yani peygamberin sözlerini bizzat dinlediği unutulmamalıdır. O bile ‘peygamber sözü’ demiyorsa ondan sonra gelenlerin acaba nasıl bir titizlik göstermeleri gerekir.
(Tevhid ve Değişim, C. Vatandaş, S. 86)
İbn Ebi Leyla’nın ‘Zeyd b. Erkam’ın yanına gidip de bize hadis rivayet etmesini istediğimizde ‘Artık biz yaşlandık ve unuttuk.
Resulden hadis rivayet etmek çok güç bir iştir.’ cevabını alırdık’
sözleri de bu anlatılan sahabenin de konuyla ilgili tavrını gösteriyor. (a.g.e., s. 87)
Hadis yazmayı hoş karşılamayan İ. Abbas’ın sadece 20 civarında hadis rivayet etmesine karşılık,
fetvalarının ciltlerce kitap doldurması ve bu nedenle miras olarak bir hayvan yükü kitap bırakmış olması da anlamlıdır.
Tabiinin büyüklerinden olan İbrahim en Nehai (Ebu Hanifenin hocasıdır) sadece bir hadis rivayet eder ve bunun üzerine ‘Hz. Peygamberden bundan başka hadis ezberlemedin mi?’ diyenlere, ‘Evet ezberledim.
Ama ‘Abdullah şöyle dedi’ ‘Alkame böyle dedi’ demek bana daha sevimli geliyor’ cevabını verir.
Başka bir tabiin büyüğü olan Şabi: ‘Hadisi Hz. Peygamberden başkasına nisbet, bana daha sevimlidir.
Eğer hadiste noksanlık veya fazlalık olursa Hz. Peygamber’den başkasına ait olmuş olacaktır’ diyerek,
konunun esasını açıklar.
9. Hadisler Toptan Reddedilemez:
Resulullahın, Allah’ın ortağı olmadığına inanarak, akıllıca davranıp hadisleri ne toptan reddetmeli, ne de toptan doğru olarak kabul etmeliyiz.
Zaten bu işle ilgilenen imamlar da böyle yapmışlardır.
Biz kolaycılığa kaçmamalıyız. Toptan kabul de toptan reddedicilik de kolaycılıktır.
Bunun için bize intikal eden rivayetleri çok iyi bir süzgeçden geçirmemiz gerekir.
KURAN'IN IŞIĞINDA ne denli sağlam olduğuna bakmalıyız.
Bu işte yanılabiliriz de.
Bizden öncekiler de yanılmışlardır.
Yanılmayan yalnız ALLAH’tır.
Bir çuvalda çürük bir patates var diye bütün çuval atılmaz, ayıklanır.
Aynısını biz de yapmak zorundayız, çünkü aklen de bütün hadislerin uydurma olması mümkün değil.
Güvenilir de olsa, hiç bir ravinin hataya düşmekten korunmuş (masum) olmadığı hatırdan çıkarılmamalıdır.
İşte bu saydığımız sorunlardan dolayı hadisler, itikadi konularda delil olamaz.
Ancak fıkhi konularda yardımcı yada tamamlayıcı olarak kullanılabilir
Kişi rivayeti olan sözler inanç temeli yapılamaz.
Çünkü kişinin iç dünyasını bilmek çok zordur. NOT: Bu yazının bir kısmı bir başka siteden alıntıdır.[/color]
(1-abdulmetin hoca)


Tarih : 23 Aralık 2016 Cuma
Hit : 6753

Powered Es Bilişim & Yazılım © Abdul Metin Hoca